İçeriğe atla
Büşra Nur GökçeÇocuk Gelişimci
Otizm

Otizm Geçer mi? Hafif ve Atipik Otizm Hakkında Dürüst Cevaplar

Büşra Nur Gökçe, Çocuk Gelişimci
· 9 dk okuma

Kısa cevap

Otizm genellikle yaşam boyu süren nörogelişimsel bir farklılıktır; onu ortadan kaldıran bir ilaç ya da yöntem yoktur. Buna karşın uygun eğitim ve destekle çocuğun becerileri gelişebilir, ihtiyaç duyduğu destek zamanla azalabilir. Araştırmalar, erken yaşta tanı alan çocukların bir kısmının sonradan tanı ölçütlerini karşılamadığını gösteriyor; bunun hangi çocukta olacağı önceden bilinemiyor.

Önemli noktalar

  • Otizm genellikle yaşam boyu süren nörogelişimsel bir farklılıktır; onu ortadan kaldıran bir ilaç ya da yöntem yoktur.
  • Uygun eğitim ve destekle beceriler gelişebilir; çocuğun ihtiyaç duyduğu destek zamanla değişebilir.
  • Erken yaşta tanı alan çocukların bir kısmı sonradan tanı ölçütlerini karşılamayabilir; bu çocuklarda da öğrenme, dikkat ya da duygusal alanda başka güçlükler sürebilir.
  • "Hafif otizm" ve "atipik otizm" güncel sınıflamalarda ayrı tanılar değildir; DSM-5 ve ICD-11 bunları otizm spektrum bozukluğu başlığında toplar.
  • Otizmi "geçirmeyi" vaat eden şelasyon, hiperbarik oksijen ve kısıtlayıcı diyetler gibi yöntemler resmî kılavuzlarda önerilmez.

“Otizm geçer mi?” sorusu, tanıyı yeni duyan ailelerin aklına gelen ilk sorulardan biridir. İnternette bir yanda “tamamen iyileşti” hikâyeleri, öte yanda “hiçbir şey değişmez” yorumları dolaşır. Bu yazıda tanı sistemlerinin, sağlık kuruluşlarının ve uzun süreli araştırmaların ne söylediğini, ne umut satmadan ne de korkutarak, olduğu gibi aktarıyoruz.

Otizm geçer mi, büyüyünce düzelir mi?

Otizm genellikle yaşam boyu süren nörogelişimsel bir farklılıktır; onu ortadan kaldıran bir ilaç ya da yöntem yoktur, ama çocuğun becerileri gelişebilir ve ihtiyaç duyduğu destek zamanla değişebilir. Amerikan Psikiyatri Birliği (APA), otizmin yaşam boyu süren bir durum olarak kabul edildiğini, hizmet ve destek ihtiyacının ise kişiden kişiye değiştiğini vurgular. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) de otizmli kişilerin yeteneklerinin ve ihtiyaçlarının birbirinden farklı olduğunu ve zaman içinde değişebildiğini belirtir.

Sağlık Bakanlığı’na bağlı İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün bilgilendirme sayfası ise tanının her durumda ömür boyu süreceği anlamına gelmediğini yazar. Sayfaya göre erken ve nitelikli eğitimle tanıdan çıkma ve hayatı bağımsız sürdürme olanağı vardır; temel yaklaşım da uygun eğitimdir. Bu iki bakış birbiriyle çelişmez: Otizmli çocukların çoğunda otizm sürer, bir kısmında ise belirtiler zamanla tanı ölçütlerinin altına iner.

“Büyüyünce düzelir” diye beklemek ise doğru bir yol değildir. ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri’ne bağlı çocuk sağlığı enstitüsü NICHD, okul öncesinde ya da daha erken başlayan desteğin belirtiler ve sonraki beceriler üzerinde belirgin olumlu etki bırakma olasılığının daha yüksek olduğunu belirtir. Başlangıç yaşını ve devletin sunduğu hizmetleri otizm eğitiminin kaç yaşında başladığını anlatan yazımızda ayrıntılı ele aldık.

Otizm tanısı sonradan kalkabilir mi?

Evet, erken yaşta otizm tanısı alan çocukların bir kısmı ilerleyen yıllarda tanı ölçütlerini artık karşılamayabilir; ancak bu oran çalışmadan çalışmaya çok değişir ve hangi çocukta olacağı önceden bilinemez. Tanısı sonradan kalkan bireyleri inceleyen 2013 tarihli bir araştırma, otizm genellikle yaşam boyu süren bir durum olarak kabul edilse de bir azınlığın tanıyı kaybettiğini, bu durumun sıklığının ve yorumunun ise hâlâ tartışmalı olduğunu not eder. Çalışmada tanıyla birlikte otizme özgü tüm belirtilerini de yitirdiği belirlenen 34 kişinin sosyalleşme ve iletişim puanları, ortalamada tipik gelişen akranlarınınkinden farklı bulunmamıştır.

Aşağıdaki tablo, bu konuda sık atıf yapılan dört araştırmayı özetliyor:

Araştırma Kimlerle yapıldı? Ne buldu?
İzlem çalışması, JAMA Pediatrics (2023) ABD’de 12-36 aylıkken tanı alan 213 çocuk, ortalama 6 yaşında yeniden değerlendirildi 79 çocuk (yüzde 37) bu yaşta tanı ölçütlerini karşılamıyordu; bu çocukların hepsinin zekâ puanı en az 70’ti
Uzun izlem çalışması, Journal of Child Psychology and Psychiatry (2014) 2 yaşında tanı alan çocuklar 19 yaşına kadar izlendi 19 yaşında katılımcıların yüzde 9’u otizmin temel güçlüklerini büyük ölçüde aşmıştı ve tanıyı artık taşımıyordu
Derleme, Neuropsychology Review (2008) Önceki çalışmaların bulguları bir araya getirildi Çocukların yüzde 3 ile 25’i arasında değişen bir kısmının tanıyı kaybettiği bildiriliyordu; dikkat ve üst düzey iletişimde kırılganlıklar sürebiliyordu
Dosya incelemesi, Journal of Child Neurology (2019) 3 yaşına kadar tanı alan ve ortalama 4 yıl sonra ölçütleri karşılamayan 38 çocuk Büyük çoğunluğunda duygusal, davranışsal ya da öğrenmeyle ilgili güçlükler sürüyordu; çoğu eğitim desteğine ihtiyaç duymaya devam ediyordu

Tablodan da görüldüğü gibi çalışmalar farklı yaşlarda, farklı yöntemlerle ve farklı çocuk gruplarıyla yapıldığı için oranları birbiriyle doğrudan karşılaştırmak doğru olmaz. Bu rakamlar tek bir çocuğun geleceği için tahmin değildir; bilimsel tablonun ne kadar çeşitli olduğunu gösterir.

Tablonun son satırı ayrıca önemlidir: Tanının kalkması, desteğe gerek kalmadığı anlamına gelmeyebilir. 2008 tarihli derleme de tanıyı kaybeden çocuklarda tik, depresyon ve fobilerin sık görülen ek güçlükler olarak kalabildiğini aktarır.

Belirtilerin dışarıdan görünmemesi de otizmin geçtiği anlamına gelmez. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin (CDC) aktardığı DSM-5 ölçütlerine göre belirtiler ileriki yaşlarda öğrenilmiş stratejilerle gizlenebilir. Tanı ölçütlerinden biri de belirtilerin kişinin bugünkü işlevselliğini belirgin biçimde etkilemesidir.

Hafif otizm nedir, hafif otizm geçer mi?

“Hafif otizm” resmî bir tanı adı değildir; güncel tanı sistemleri otizmi tek bir spektrum olarak ele alır ve çocuğun ihtiyaç duyduğu destek düzeyini ayrıca belirtir. APA’nın 2013’te yayımladığı DSM-5, daha önce ayrı tanılar olan otistik bozukluğu, Asperger bozukluğunu, çocukluk dezintegratif bozukluğunu ve başka türlü adlandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluğu “otizm spektrum bozukluğu” başlığında birleştirmiştir. APA’nın açıklamasına göre belirtiler bir yelpaze üzerinde dağılır; kimi kişilerde hafif, kimilerinde çok daha ağırdır.

DSM-5, destek ihtiyacını sosyal iletişim ile kısıtlı ve tekrarlayıcı davranışlar için ayrı ayrı olmak üzere üç düzeyde tanımlar:

    1. düzey: destek gerektiren
    1. düzey: belirgin destek gerektiren
    1. düzey: çok belirgin destek gerektiren

Tanıya zihinsel yetersizliğin ve dil bozukluğunun eşlik edip etmediği de eklenir. Türkiye’de Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği de okul yerleştirmesinde benzer bir dil kullanır: İlkokul ve ortaokullardaki özel eğitim sınıflarını “hafif düzeyde otizmi olan” öğrenciler için, özel eğitim okullarındaki bazı sınıfları ise “orta veya ağır düzeyde otizmi olan” öğrenciler için tanımlar.

Belirtilerin hafif olması, otizmin geçeceği anlamına gelmez. 2008 tarihli derlemeye göre olumlu seyirle ilişkilendirilen özellikler arasında görece yüksek zihinsel beceriler, söyleneni anlama, sözel ve motor taklit, motor gelişim ile erken tanı ve erken destek yer alırken başlangıçtaki genel belirti şiddeti bu ilişkiyi göstermemiştir. 2023’teki izlem çalışmasında da tanının sürmeme olasılığıyla ilişkili bulunan etkenler, başlangıçta daha güçlü olan günlük yaşam (uyum) becerileri ve kız olmaktır.

NICHD’nin şu vurgusu burada yol gösterir: Desteğin odağı tanı etiketinde değil, kişinin kendine özgü ihtiyaçlarında olmalıdır. Raporda hangi ifade yazarsa yazsın, asıl soru çocuğunuzun bugün hangi becerilerde desteğe ihtiyaç duyduğudur.

Atipik otizm nedir, otizmden farkı ne?

Atipik otizm, DSÖ’nün önceki hastalık sınıflaması ICD-10’da yer alan bir alt başlıktır (F84.1) ve sanıldığı gibi “hafif otizm” anlamına gelmez. ICD-10’a göre atipik otizm, çocukluk otizminden iki yönden ayrılabilir: Belirtilerin 3 yaşından sonra ortaya çıkması ya da otizm tanısı için gereken üç alandan (karşılıklı sosyal etkileşim, iletişim, kısıtlı ve tekrarlayıcı davranışlar) birinde veya ikisinde yeterli bulgu bulunmaması. ICD-10 bu tablonun en sık ileri düzeyde zihinsel yetersizliği olan kişilerde ve dili anlama alanında ağır gelişimsel bozukluğu olanlarda görüldüğünü de not eder.

DSÖ’nün 2019’da kabul edilen ve 1 Ocak 2022’de yürürlüğe giren yeni sınıflaması ICD-11’de atipik otizm ya da Asperger sendromu adıyla ayrı bir alt başlık yoktur. ICD-11 hepsini “otizm spektrum bozukluğu” (6A02) başlığında toplar ve alt kodları iki soruya göre ayırır:

  • Çocuğa zihinsel gelişim bozukluğu eşlik ediyor mu?
  • İşlevsel dil, yani dili gündelik iletişimde kullanabilme becerisi hiç etkilenmemiş ya da hafif etkilenmiş mi, bozulmuş mu, yoksa hiç yok mu?

Raporlarda ve sohbetlerde karşınıza çıkabilecek terimlerin bugünkü karşılıkları şöyle:

Duyduğunuz ifade Nereden gelir? Güncel sınıflamada
Hafif otizm Resmî tanı adı değildir; eğitim mevzuatında “hafif düzeyde otizm” olarak geçer DSM-5’te ayrı tanı değildir; destek ihtiyacının en az olduğu düzey 1. düzeydir
Atipik otizm ICD-10, F84.1 ICD-11’de ayrı alt başlık yoktur; otizm spektrum bozukluğu (6A02) kapsamındadır
Asperger sendromu ICD-10 (F84.5) ve DSM-IV DSM-5’te ve ICD-11’de ayrı tanı değildir
Başka türlü adlandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluk DSM-IV DSM-5’te otizm spektrum bozukluğu kapsamındadır

Raporda eski bir terim görmeniz, tanının geçersiz olduğunu göstermez. CDC’nin aktardığı DSM-5 ölçütlerine göre daha önce otistik bozukluk, Asperger bozukluğu ya da başka türlü adlandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluk tanısını kesin olarak almış kişilere otizm spektrum bozukluğu tanısı verilir. Raporunuzdaki ifadenin ne anlama geldiğini en doğru biçimde çocuğunuzu değerlendiren hekim açıklayabilir.

Otizmi tamamen iyileştiren bir tedavi var mı?

Hayır, otizmi tamamen ortadan kaldıran bir ilaç, diyet ya da tedavi yöntemi yoktur. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’ne göre otizmde tedavi edici bir ilaç bulunmaz; ilaçlar daha çok eşlik eden davranış sorunlarını, aşırı hareketliliği ve tekrarlayıcı hareketleri azaltmak ya da uykuyu düzenlemek için kullanılır. APA da diyet, takviye ve “doğal tedavi” gibi tamamlayıcı yöntemlerin çoğunun bilimsel dayanağı olmadığını, yanlış beklentilere yol açabildiğini belirtir ve aileleri otizmi “iyileştirdiği” iddiasıyla tanıtılan yöntemlere karşı çok dikkatli olmaya çağırır.

İngiltere’de sağlık kılavuzlarını hazırlayan NICE, çocuk ve gençler için açıkça kullanılmaması gereken uygulamaları sıralar. Aşağıdaki tablo, bu kılavuzda ve İl Sağlık Müdürlüğü’nün sayfasında geçen başlıca yöntemleri özetliyor:

Yöntem Resmî kaynak ne diyor?
Şelasyon (vücuttan bazı maddeleri atma ilkesine dayanan uygulama), hiperbarik oksijen, sekretin NICE: Otizmle ilgili hiçbir amaçla kullanılmamalı. İl Sağlık Müdürlüğü: Maddelerin vücuttan atılması ilkesine dayanan tedavilerin etkinliği gösterilmemiş
Glutensiz, kazeinsiz gibi kısıtlayıcı diyetler NICE: Otizmin temel özellikleri için kullanılmamalı. İl Sağlık Müdürlüğü: Diyet tedavisinin etkinliği bilimsel olarak gösterilmemiş
Nörofeedback ve işitsel bütünleme eğitimi NICE: Konuşma ve dil sorunları için kullanılmamalı
Omega-3 yağ asitleri NICE: Uyku sorunları için kullanılmamalı
Yunuslarla eğitim, at binme terapisi, magnezyum, biyofeedback İl Sağlık Müdürlüğü: Etkinlikleri bilimsel olarak gösterilmemiş
Antipsikotik, antidepresan ve antiepileptik ilaçlar NICE: Otizmin temel özellikleri için kullanılmamalı; eşlik eden sorunlarda ilaç kullanılıp kullanılmayacağına hekim karar verir

Size bu yöntemlerden biri önerildiğinde, bilimsel dayanağını ve çocuğunuzu izleyen hekimin görüşünü sormak en güvenli yoldur. CDC de tamamlayıcı ya da alternatif bir yönteme başlamadan önce mutlaka hekimle konuşulmasını önerir. Kesin süre ya da “tamamen iyileşme” vaat eden her teklife temkinle yaklaşın.

Otizmli çocuğun gelişimini neler destekler?

Otizmli çocuğun gelişimini destekleyen başlıca yol, erken başlayan, çocuğa göre planlanan ve ailenin de içinde olduğu düzenli eğitimdir. DSÖ, kanıta dayalı psikososyal desteğe zamanında ulaşmanın otizmli çocukların iletişim kurma ve sosyal etkileşim becerilerini geliştirebildiğini belirtir. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü de ev eğitim programlarını ve ebeveynin eğitime katılmasını çok önemli bulur.

Kılavuzların öne çıkardığı ilkeler şöyle özetlenebilir:

  • Erken başlamak: NICHD’ye göre erken başlayan desteğin olumlu etki bırakma olasılığı daha yüksektir; yine de pek çok kişi, tanıyı hangi yaşta almış olursa olsun destekten yarar görür.
  • Çocuğa göre plan: NICHD, en etkili yaklaşımların kişiden kişiye değiştiğini belirtir; hedefler çocuğun bugünkü becerilerine göre seçilir.
  • Oyun ve iletişim: NICE, ortak dikkati, etkileşimi ve karşılıklı iletişimi artırmak için ebeveyn, bakım veren ve öğretmenlerle oyun temelli yöntemler kullanan, çocuğun gelişim düzeyine göre ayarlanmış çalışmaların değerlendirilmesini önerir.
  • Ailenin katılımı: NICE’a göre okul öncesi çocuklarda bu çalışmalar ebeveyn, bakım veren ya da öğretmen aracılığıyla yürütülebilir.
  • Eşlik eden durumların takibi: DSÖ’ye göre otizmli kişilerde epilepsi, kaygı, depresyon ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu sık görülebilir; bunların değerlendirilmesi hekimin alanıdır.

Erken çocukluk dönemindeki 252 çalışmayı bir araya getiren 2023 tarihli bir meta-analiz, doğal ortamda gelişimsel ve davranışçı ilkeleri birleştiren yaklaşımların özellikle sosyal iletişim üzerinde olumlu etkisine dair kanıtlar buldu. Aynı çalışma, olası olumsuz etkilerin araştırmalarda yeterince izlenmediğini de vurgular. Yani iyi planlanmış bir eğitim çocuğun becerilerini destekler, ama hiçbir yaklaşım belirli bir sonucu garanti etmez.

Önceliğiniz konuşma ve iletişimse, evde atabileceğiniz adımları otizmli çocuklarda dil gelişimini anlatan yazımızda bulabilirsiniz.

“Geçecek mi?” yerine hangi soruları sormak daha yararlı?

Çocuğunuzun geleceğini bugünden kestirmek mümkün olmadığı için “Otizm geçecek mi?” sorusundan çok “Önümüzdeki aylarda hangi becerilere çalışacağız?” sorusu işe yarar. DSÖ, tanıdan sonra otizmli kişilere ve onlara bakan yakınlarına, bireysel ve zamanla değişen ihtiyaçlarına göre bilgi, hizmet ve pratik destek sunulmasının önemli olduğunu vurgular. Bu bakış, ilerlemeyi bir “iyileşme” çizgisine göre değil, çocuğun kendi önceki hâline göre ölçmeyi gerektirir.

Eğitimciyle ve hekimle konuşurken sorabileceğiniz bazı sorular:

  1. Çocuğum bugün hangi becerileri kendi başına yapabiliyor, hangilerinde desteğe ihtiyaç duyuyor?
  2. Önümüzdeki dönemin en öncelikli iki ya da üç hedefi ne?
  3. İlerlemeyi hangi somut ölçütle izleyeceğiz?
  4. Evde gün içinde neyi, nasıl sürdürebiliriz?
  5. Eşlik eden bir sağlık sorunu için hekime danışmamız gereken bir durum var mı?

Devletin sunduğu eğitim hizmetlerini ve diğer hakları otizmli çocuğu olan ailelerin haklarını anlatan yazımızda bulabilirsiniz.

Büşra Nur Gökçe, İstanbul Avrupa Yakası’nda otizm spektrumundaki çocuklarla kendi evlerinde birebir çalışan bir çocuk gelişimcidir. Derslerde tanı konmaz ve otizmi geçirme vaadi verilmez; hedefler çocuğun bugünkü becerilerine göre belirlenir ve aileyle birlikte düzenli olarak gözden geçirilir. Ders düzenini ve çalışma alanlarını evde otizm özel dersi sayfasında bulabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Otizm tanısının kalıcı olup olmayacağı önceden bilinebilir mi?

Hayır, tek bir çocuk için bunu kesin olarak öngörmek mümkün değildir. 2 yaşında tanı alan çocukları 19 yaşına kadar izleyen bir araştırmada, o yaşta ölçülen sözel ve sözel olmayan zekâ puanları ileride belirgin zihinsel yetersizlik olup olmayacağını yaklaşık yüzde 85 oranında öngörebilmiştir. Ortalama ya da daha yüksek zekâya sahip çocukların nasıl bir yetişkinliğe ulaşacağını kestirmek ise daha karmaşık bulunmuştur. Bu yüzden çocuğunuzun gidişatını en iyi düzenli değerlendirmeler gösterir.

Erken yaşta konan otizm tanısı yanlış olabilir mi?

Olabilir, ama tanının sonradan değişmesi her zaman ilk tanının hatalı olduğu anlamına gelmez. Tanısı sonradan kalkan bireyleri inceleyen 2013 tarihli bir araştırma, bu kişilerin baştan yanlış tanı alıp almadığının bilim insanları arasında hâlâ tartışıldığını not eder. Amerikan Psikiyatri Birliği de belirsiz durumlarda otizm tanısının ertelenebildiğini belirtir. Tanıdan kuşku duyuyorsanız yeniden değerlendirme için çocuk ve ergen psikiyatristine başvurabilirsiniz.

Otizmli çocuklar büyüyünce bağımsız yaşayabilir mi?

Bir kısmı yaşayabilir; bu konuda kişiler arasında büyük farklar vardır. Dünya Sağlık Örgütü, otizmli bazı kişilerin bağımsız yaşayabildiğini, bazılarının ise ağır yetersizlikler nedeniyle yaşam boyu bakım ve desteğe ihtiyaç duyduğunu belirtir. Aynı kaynağa göre toplumun tutumu ve sağlanan desteğin düzeyi de yaşam kalitesini belirleyen önemli etkenlerdir. İngiltere'deki NICE kılavuzu, çocuk ve gençlerin toplu taşıma, iş ve boş zaman olanaklarını kullanma becerilerinin desteklenmesini önerir.

Asperger sendromu tanısı hâlâ konuyor mu?

Güncel tanı sistemlerinde ayrı bir Asperger sendromu tanısı yoktur. Amerikan Psikiyatri Birliği'nin 2013'te yayımladığı DSM-5, Asperger bozukluğunu diğer yaygın gelişimsel bozukluklarla birlikte otizm spektrum bozukluğu başlığında birleştirmiştir. DSM-5'e göre daha önce bu tanılardan birini kesin olarak almış kişilere otizm spektrum bozukluğu tanısı verilir. Dünya Sağlık Örgütü'nün 2022'de yürürlüğe giren ICD-11 sınıflamasında da Asperger için ayrı bir kod bulunmaz.

Büşra Nur Gökçe, çocuk gelişimci

Yazar

Büşra Nur Gökçe

Çocuk Gelişimci

İstanbul Aydın Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümünden mezun oldum ve Millî Eğitim Bakanlığı'nın 240 saatlik özel eğitim uzman öğretici kursunu tamamladım. İstanbul Avrupa Yakası'nda evde birebir özel ders veriyorum; bu rehberde velilerin sık aradığı sorulara güvenilir kaynaklara dayanarak cevap veriyorum.

Büşra Nur Gökçe'yi tanıyın

İlk adım, çocuğunuzun ihtiyaçlarını birlikte anlamak

Eğitim hedefinizi ve ilçenizi paylaşın; uygun çalışma planını ön görüşmede birlikte konuşalım.

Ara WhatsApp Ön Görüşme